Ana Aktör Ne Demek? Gelin, Bu Konuyu Hem Ciddi Hem de Komik İnceleyelim!
Hepimiz hayatımızda bir şekilde “ana aktör” kavramını duymuşuzdur, değil mi? Film izlerken ya da kitap okurken “Bu hikayede ana aktör kim?” diye düşünmüşsünüzdür belki. Ama gelin bir de gündelik hayatın komik anlarıyla, bir İzmirli’nin gözünden bakalım: Ana aktör ne demek? Gelin bu sorunun cevabını hem eğlenceli hem de derinlemesine keşfe çıkalım. Ama tabii önce bir kahve molası verelim, çünkü bu yazı biraz uzun olabilir. Hadi başlayalım!
Ana Aktör: Bir Filmdeki Başrol Mü, Yoksa Gerçek Hayatta mı?
İçimdeki filozof ya da her neyse, hemen devreye girdi. Ana aktör ne demek? Sorusu üzerine kafamda felsefi bir tartışma başlamaz mı? Düşünüyorum… Ana aktör, sahnede öne çıkan, herkesin gözlerini üstünde toplayan kişi, değil mi? Yani, “Başrol oyuncusu” olarak tanımlanabilir. Ama bir yandan da düşündüm, belki ana aktör sadece filmlerde değil, hayatın içinde de karşımıza çıkıyordur.
“Günlük hayatta ana aktör kim?” diye sormak, biraz da şu anki durumumuza bağlı. Mesela sabah kalktım, aynaya baktım ve dedim ki, “Bugün ana aktör sensin, biraz dikkatli ol.” O an, içimdeki komedyen bir yandan “Vay, sen ciddi misin?” diye sordu, diğer yandan da “Hayatın ana aktörü bile olsan, şunu yanlış yapmışsın, bak… şuradaki saçın sanki fırınlanmış bir ekmek gibi” diyerek bana takılıyordu.
Ana aktör olmak demek, filmlerdeki o şık, güçlü, her zaman doğru kararlar veren karakter olmak demek değil. Aslında, bazen en küçük bir yanlış adım bile seni ana aktör yapabilir. Çünkü senin etrafında gelişen olaylar, senin yaptıkların etrafındakileri etkiler, dolayısıyla hayatının başrolünü sen oynuyorsun, istemesen de.
“Bu da ne şimdi?” Dediğiniz Anlar…
Mesela geçen gün kahvaltı yaparken aklıma geldi, bir an için gerçekten “Ana aktör” olduğumu düşündüm. Şimdi durun, hikayeyi anlatayım. Sabah işe gitmek için hazırlığıma başladım. Elimde bir dilim ekmek, her zaman olduğu gibi sabahın o soğuk saatlerinde uykulu bir şekilde mutfakta takılıyorum. O sırada, her şey bir anda başrolümü oynamam gereken bir sahneye dönüşüverdi.
Yani ben o kadar düşünceler içinde kaybolmuşum ki, birden o dilimi ekmeğin üzerine değil, sanki tencereye koyarmışım gibi yerleştirdim! Evet, doğru duydunuz, ekmek tencereye girdi. O an bir “slow motion” efekti vardı, sanki hayatımın başrol sahnesindeydim. Hani o filmlerde olur ya, ana aktör bir şey yapar ve herkes ona bakar. İşte öyle bir an. Ekmeği tencereye yerleştirirken “Ne oluyor lan?” diye kendime sesleniyorum, ama bir yandan da etrafımda kimse yok, sadece ben ve bu komik sahne var. O an bana “Düşün, düşün, düşün!” dedim, çünkü “başrolünü iyi oynamalıydın!” gibi bir his vardı içimde.
Ama o esnada filmdeki o gülünç anlar gibi, tencereyi yere düşürüp çevreyi dağıtınca, kahvaltı sahnem bir dramaya dönüştü. İşte bir aktör böyle olmalı! Eğer sahneye ne olursa olsun geçebiliyorsan, başrolsün demektir. O kahvaltı da benim “ana aktör” olarak takıldığım bir sahne oldu.
Küçük Yaşta Ana Aktör Olmak
Düşünüyorum… Bir de çocukken ki halime dönüyorum. Ana aktör ne demek diye sorsalar, belki de direkt olarak filmler ya da diziler gibi düşünürdüm. Küçükken herkesin favori karakteri olmak kolay değil. Ben de hatırlıyorum, okulda genellikle oyunlarda hep ben başrolü alırdım. Zaten çocukken kendimi “ana aktör” olarak görmek çok daha basitti.
Mesela bizim mahallede “polis-hırsız” oyunları vardı. Hadi oraya girelim. Düşün, ben hep polis olurdum çünkü ne zaman oyun oynanacak olsa, herkes hep hırsız olmak isterdi. Kimse o kadar “toplum yararına” çalışmak istemezdi, değil mi? Ama tabii ben içimdeki “doğru insan” olarak herkesin oyununu yönetiyor, başrolümü oynuyordum.
Ama o oyunlar daha çok “dışsal ana aktörlük” gibiydi. Yani bir başkası karar veriyor, siz de ona göre hareket ediyorsunuz. Peki ya “içsel ana aktörlük”? Gerçekten o an ne olmak istediğini bilmek, bu biraz daha karmaşık. O yüzden belki de bir noktada, her gün küçük sahnelerle başrolümüzü oynuyoruz, ama bunu bazen fark etmiyoruz.
Hayatımızın Küçük “Ana Aktör” Anları
Sahip olduğumuz küçük, sıradan anlar da birer başrol sahnesi olabilir. Mesela bir arkadaşın doğum günü partisine gidiyorsunuz ve bir anda herkesin dikkatini çekiyorsunuz. O an gözler üzerinde, “Ana aktör ne demek?” sorusu bir kez daha aklıma geliyor. Ama içimden bir ses “Ya, hayat zaten çok ciddi değil, neden bu kadar takılıyorsun ki?” diye bağırıyor. O esnada hepimiz oynamaya başladığımız rolü yavaşça kabulleniyoruz. Arkadaşımın doğum günü pastasına yanlışlıkla yüzümü sokarken yaşadığım komik anlar da bu başrolün parçası!
Gerçekten ana aktör ne demek sorusunun cevabını verdiğimde, hayatın her anında o rolü üstlenebileceğimizi düşünüyorum. Ne zaman isterseniz, en küçük bir aksiyonla “ana aktör” olabilirsiniz. Hayatın bir komedi filmi gibi olmasını sağlayabilirsiniz. Başrolü oynamak için illa ki şık bir elbise giymeniz gerekmiyor, önemli olan başkalarına nasıl etki ettiğiniz ve bu etkilerle nasıl komik anlar yarattığınızdır.
Sonuç: Bir İzmirli’nin Ana Aktörlük Kapsamı
Şimdi, biraz daha ciddi bir şekilde toparlarsak: Ana aktör ne demek? Günlük hayatta, bir filmdeki başrol oyuncusundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Her an, her küçük seçim, senin hayatında bir başrol sahnesi olabilir. Bu hem komik, hem de derin bir anlam taşır. İçimizdeki ana aktör rolünü her gün oynarken, bazen komik kazalarla, bazen de planlı hareketlerle hayatımıza yön veriyoruz.
Tabii, zaman zaman o rolü ne kadar iyi oynadığımızı düşünerek kendimize gülümsüyoruz. Evet, bazen kendi başrolümüze bakıp “Başarıyı yakaladık, bugün kazanan biziz!” diyoruz ama diğer yandan, “Hadi ya, her şey o kadar da ciddiye alınacak bir şey değil, biraz da eğlen!” diye içimizdeki komedyene kulak veriyoruz.
İşte bu yüzden, ana aktör olmak demek, sadece başkalarına göre değil, aynı zamanda kendimize göre de bir başrol oynamak demek.